16 03 2009

Kaybolan Sevgiler Şimdi Neredeler?

Kaybolan Sevgiler Şimdi Neredeler?BUGÜN bir başkayım, ağlamaklıyım. Coştun yine deli gönlüm, göz yaşım gibi çağlar mısın. Unuttuğumuz o kadar çok şey var ki, biri çıksa da hatırlatsa bunları tek tek. Ağlamak gibi, sevmek gibi, dostluk gibi, vefâ gibi. Hele vefâ, eski İstanbul’da belki de bir semtin adı şimdilerde. Yıllardır aradığım, bir türlü ulaşamadığım ilkokul öğretmenimi buldum nihayet. Kader karşıma çıkardı bir gün. Hayattalar, sıhhat ve afiyetteler. Sevgili anneciğiyle beraber yaşıyorlar. Kimi kimsecikleri yok, bir başınalar. Birbirlerine karşı hiç tükenmeyen sevgileri var. Sevgileri dostlar başına. Hiç de yalnız değiller. Allah’la beraberler. Severdim öğretmenimi. Çocukluk duyguları işte, ayıp olur mu söylesem acaba? Çocukça, safça bir sevgi miydi bu? Yoksa platonik mi desem. Ama üzerinden kırk sene geçmiş. Şimdi, bu sabah vakti arayıp da kendisine onu ne kadar çok sevdiğimi ve hâlâ yüreğimde adını yıllardır unutmayıp hep andığımı söylemek istiyorum. Söyleyemeyip de saklamanın ne manası var? Bir kırk sene daha beklemeye zaman var mı? Bu sabah bir cesaret, bir kuvvet var içimde, Rabbime şükrediyorum. Yüreğimde resmini gördüğüm tüm dostlarıma, gönülden sevdiklerime, tek tek ulaşıp sevgilerimi söylemek istedim. Ve söyledim de. Oh, hayat varmış. Söyleyememek de ayrı bir azapmış. Kalbimin tam ortasında günlerdir nasıl bir ağrıydı ki bu, atsan atılmaz, satsan satılmaz. Gölge değil ki sessiz sedasız ardından gelsin. İçime oturmuş, ağır mı ağır çıkmıyor bir türlü. Perişan etti bu duygu beni. Bu derdi içimden atmanın sırrını, sevgili Peygamberimin bir tavsiyesinde buldum. Hani bir gün ki sahabeden biri gelip; “Yâ Resulallah ben filân kişiyi çok ... Devamı

23 05 2008

Ey Göz Güzel Bak!!!

Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor..Öyleyse, ey göz, güzel bak !..Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne..Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp. Gayenin önünü toz kaplayacak..Kulak, işittiği sözleri tekrarlıyor..İşitilenlerden akla bir yol gidiyor sanki ve gereksiz her söz, o yolda ilerleyip, beyin kıvrımlarında yerini alıyor..Öyleyse, ey kulağım, kötü şeyler işiteceğini bildiğin yerden kaç..Gıybet ve dedikoduya kapan..Eller ve ayaklar, her gün türlü işte çalışıyor..Gidilmesi yere götürmeyip uzanıveriyor bazen ayaklar bir yerlere.. Bazen, eller, vermesi gereken yere uzanmıyor..Geri çekiliyor..Öyleyse, ey el, “veren” ol..Ve ey ayak, en güzel yerlere taşı bu bedeni..Kalp, neyle doluysa, ameller de o yönde oluyor..Kalbin ne kadar kısmını boş sevgiler kaplıyor?..Sevgilerin esas sahibine yönelmeyince, bir yük oluyor kalp..Ey kalp, seni Yaratan’dan çok sevebileceğin kimse var mı?...Akıl…Güzelliklerin de, kötülüklerin de gerçekleşmesinin önceki durağı.. İradeyle yönlendirilen, niyetlerle anlamlanan ameller…İşte ey aklım, düşünmektir mesleğin..Tefekkürdür emelin..Hayrı ve iyiyi hayal etmekte, hayra karar vermekte, iradene hakim olmakta, yani senin işleyişinde belirleniyor her şey..Çizgiler böylece çiziliyor..Dil, türlü tatlarla mütelezziz..Türlü kelamlarla müteellim.. Bazen, dökülen kelamın her biri ayrı bir tohum, ayrı çınarlar yetiştirecek..Bazen, ağır bir yük olarak inecek insanların kalbine kırıcı sözler..İşte, ey dil!... Sarf ettiğin sözleri koru…Hayra dön, şerde tutul..İyi tad..Fabrikanın yasakçısı hükmünü koru..  R.Nazik Kaya'dan...... Devamı