12 10 2011

Sabret ki herşey gönlünce olsun...

Sabret ki herşey gönlünce olsun... |  görsel 1

    MEVLANA der ki; Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme… Sen dağları seyret… Yenik düşüyorsan özlemlerine, Aldırma, Kalbindeki o uçsuz bucaksız sevgiyi hisset… Işıklar sönmüşse ve karanlıksa ona da aldırma, Ay ışığını seyret.. SABRET… Sabret ki herşey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun…. Sabret ki herşey gönlünce olsun….  Devamı

07 02 2010

Bir gönül mü kırdın; ağla!

Bir gönül mü kırdın; ağlamalısın. Hele özür dilemesini bilmiyorsan; senden dost olmaz, senden yârân olmaz ya incittiğin, kırdığın gönlü Allah seviyorsa, Resulullah (sav) seviyorsa, hatta arz-ü semâ dahi seviyorsa… Nerden bileceksin,bilmiyorsun.. Bilseydin ödün kopardı dokunmaktan!.. »Her varlığı yalnızca Allah’tan ötürü sevmek ve övmek gerektiğini asla unutmamalısın... Allah seni mahlukattan uzaklaştırdığı zaman bilki sana kendi dostluğunun kapısını açmak istiyordur.« Ataullah İskenderani Devamı

07 02 2010

İŞTE HAYAT BU KADAR KISAYDI…

Artık nefes alırken yoruluyorum Yaşamak bir heyecandı eskiden; Şimdilerde ise çile gibi geliyor bana Aynaya bakmaya korkuyorum Korktuğum yüzümdeki çirkinlik değil; Yılların getirmiş olduğu bitkinlik, Yorgunluk… Ve beni eski halime yabancılaştıran bu yeni hal… Dönüp baktığımda geriye, Maziden kalan en güzel hatıralar çıkarken bir bir karşıma; Bu yorgun bakışlarımı sorguluyorum Önceleri heyecandan titrerdi ellerim; şimdi ise yaşlılıktan… Düşünmezdim o zamanlar, o güzel günlerimin, o heyecan dolu yıllarımın, o güzelim gözlerimin, ellerimin, o kızıl saçlarımın ihtiyarlaşıp yerini şu son haline bırakacağını… Oysa şimdi korkuyorum düşündükçe o cesur yürekli günlerimi… Gittikçe yavaşlayan nabzım ve nefes almanın zorluğu ölümü hatırlatıyor bana Ölümden de korkulur muymuş, Rabbe giden yolculukta? Oysa gençliğime baktığımda, hatırlamazdım ölüme bu kadar yakın olacağımı O isyankâr halim, dünyaya hükmeden tavrım, bana geçen yılları göstermiyordu Daha çok, daha da çok yaşayıp günümü gün etmek, yarınlar kaygısı olmadan ânlara takılıp boş ve anlamsız geçen o gençlik günlerimin hesabını vereceğimi bilmiyordum Yarınlar yoktu benim hayatımda… Gelecek diye bir şey yoktu… Ve geçmişimi sorgulamadığım gibi, nereden geldiğimi bilmediğim gibi, nereye varacağımı da bilmiyordum Bu dünyanın hevâsına takılıp kalmış, geçen ömrümün, yıpranan, biten bedenimin ve acı çeken ruhumun inleyişlerine bir mâna katmayacak kadar, yaşamak sadece nefes almaktı Oysa yaşamak nefes almaktan ibaret değildi Bu yorgun hayat çabuk bıktırmıştı beni Artık sabah olmalıydı Karanlık geceler yerini aydınlık g&... Devamı

14 10 2009

Lale

'lâle gibi ol ki, halinden sadece yâr haberdar olsun..' Devamı

14 10 2009

Dost Gülü

Şu ellerin taşı hiç bana değmez...illa dostun gülü yareler beni... Devamı

14 10 2009

Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma.

Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile sonunda "O" kimsenin bilmediği patikalar açar. Sen şu an göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var.Şükret ! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.Sufi; dilediği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir. ~ Tebrizli Şems ~ Devamı

31 03 2009

Kabir Taşım

  KABİR TAŞIM * Bir gövde borcum var toprağaVerdim borcumu.Ruhumun toprağa borcu yok benim.  Arama toprakda beni, ben başka yerdeyim.Toprağım temizdi, temiz teslim ettim borcumu.Bu kabir ruhumla gövdemin ayrılış yeri.Burada arama, burda değilim.Azapda değil, narda değilim. Sıkıntım kalmadı artık, aç ve yoksul değilim.Dünyada haksızlık, sefalet, açlık, sıkıntı, dertlerle arkadaş yaşadım.Şikayet etmedim Rabb'imden, bu nedir diyeKırklar, yediler, dörtler, üçlerle arkadaş idim.Hızır'la buluştum, konuştum, dertleştim, dünya yüzünde...Şikayet etmedim kendi halimden. Nefsinle uğraşma bu savaş değildir. Kabirde azabın esası budur.Bırak nefsini kendi  haline.  Uğraşma onunla yakışmaz sana. Gövde, nefis, ruh başka başkadır.Yekdiğerine karıştırıp çengelleme onları. Nefis dünyada kalır, gövde toprakdaRuh gider aslı olan Rab'bine Burada arama burda değilim. Azapda değil, narda değilim. Sıkıntım kalmadı, aç ve yoksul değilim. Gövdemi verdim toprağa borçlu değilim. Nefsimin de derdi dünyada kaldı. Üzme kendini, ben de senin gibiyim. Rabb'imin yanında uçar gibiyim. Dr. Münir Derman Ankara; 2.12.1989, Cumartesi(*) Bu metin Dr. Münir Derman tarafından kabir kitabesine yazılmak üzere vasiyet edilmiş olup  mezarı başındaki kitabede yer almaktadır.)... Devamı

28 03 2009

İmam-ı Azam''ın Tesbih Duası

Sübhanel ebediyyil ebed.Sübhanel Vahidil Ahad.Sübhanel ferdis samed.Sübhane rafiıssemai bigayri amed.Sübhane men besatal arda ala main cemed.Sübhane men halakal halka ve ahsahüm aded.Sübhane men kasemel erzaka ve lem yense ahad.Sübhanellezi lemyettehız sahibeten ve la veled.Sübhanellezi lem yelid ve lem yuled.Ve lem yekun lehu küfüven Ahad.Sübhane men yerani.ve yesmeu kelami.ve yarifu mekani ve yerzükuni.ve la yensani.Sübhane Rabbike Rabbil izzeti amma yasifun.Ve selamün alel mürselin.Velhamdülillahi Rabbil alemin.Anlami:Ebed ve ebedî olan Allah'ı tesbih ederim.Bir ve tek olan Allah'ı tesbih ederim. Tek ve herşey kendisine muhtaç olan Allah'ı tesbih ederim.Semayı direksiz yükselten Allah'ı tesbih ederim. Yeryüzünü donmuş su üzerine yayan Allah'ı tesbih ederim.Mahlukatı yaratan ve onları çeşitlendiren Allah'ı tesbih ederim.Rızkı taksim eden, hiçbir canlıyı unutmayan Allah'ı tesbih ederim.Eş ve çocuk edinmeyen Allah'ı tesbih ederim.Doğurmamış, doğrulmamış ve hiçbir şey de kendisine denk olmayan Allah'ı tesbih ederim. Beni gören, yerimi bilen, beni rızıklandıran ve beni unutmayan Allah'ı tesbih ederim.Erişilemez (Aziz) olan Rabb, vasıflandırıldığı şeylerden yücedir.. Ve selam bütün Resullerin (Aleyhumusselam) üzerine olsun.. Ve Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun..... Devamı

09 03 2009

Gerçek Dost

Gerçek dostlarla karşılaşmak, kalbe muhabbet aşısı yapar. Gönüller aşılanır, birbirlerini kuvvetlendirir. Salih insanlara sadece bakmak bile, insana tesir eder. Zahiren bir resme bakmak, o resme bakana hiç tesir etmez mi? Mesela hüzünlü birine devamlı bakan, üzülmez mi? Sevinçli birini gören sevinmez mi ? işte bunun için, nazarı [bakışı] fayda vermeyenin, sözü fayda etmez derler. Bu hayvanlarda bile vardır. Azgın bir deve, uslu develerin yanına konduğu zaman uysallaşıverir. Mesela bir leş, içine karıştığı suyu, havayı bozar.Yiyecekler bozulmaya başladıklarında temizlenip korunmazlar mı? Her canlı da bu varsa, insanda bu beraberlik fazlasıyla vardır. Çünkü insan da dost aramaya müsaitlik fazlasıyla vardır. Çünkü insan dost aramaya müsait yaratılmıştır, insanın dostları, Allah'ın dostları değil mi?Şihâbüddin es-Sühreverdî (k.s) Menzil.Net Devamı

04 03 2009

Zaman

 Bir senenin kıymetini sınıfta kalan bilir!Bir ayın kıymetini erken doğuran kadın bilir!Bir haftanın kıymetini dergi çıkartan bilir!Bir saatin kıymetini sevgilisini uğurlamak üzere peronda oturan bilir!Bir dakikanın kıymetini uçağını kaçıran!Bir saniyenin kıymetini ölümden son anda kurtulan!Bir salisenin kıymetini gümüş madalya alan bilir!İnsanın satın alamayacağı tek şey zamandır. Devamı

18 02 2009

Minik Vaiz

Devamı

17 02 2009

OK GİBİ

Devamı

30 01 2009

Suya Girmiş Gibi

MERHABALAR EFENDIM!....AŞKINIZ CEMAL, CEMALİNİZ NUR, NURUNUZ AYN OLSUN !…Uzun bir aradan sonra tekrar siz dostlarla beraber olmanın mutluluğunu yaşıyorum….Gerçekten de çok uzunca bir zamandır gece yolculuğuna çıkamamıştık….Bilirsiniz yazmayı ben bir “yolculuğa” benzetiyorum… Daha ziyade gece yazdığım için de “gece yolculuğu” olarak adlandırıyorum…. Her yazımda da farklı bir haleti ruhiye içerisinde olduğumu belirtmeliyim….Gece boyunca yazarken haleti ruhiyeme uygun bir “parçam” mutlaka vardır….Bu geceki parçam “Dön Gel Birtanem”Sizde de mevcut ise, bu yazıyı fonda bu parça çalarken okumanızı öneririm…Sizi bilmem ama bana şu anda müthiş bir kıvam veriyor….Az önce de söylediğim gibi, yazmaya başlamak, yolculuğa çıkmak gibidir…Bilirsiniz, yolculuğun başlangıcında önce tatlı bir heyecan olur…. Içiniz kıpır kıpır eder... ama mutlusunuzdur…. Yolculuk bir öğrenme ve keşfetme ameliyesidir…. Öyle de olmalıdır… Merak duygunuz üst düzeydedir…. Yolculuk, aynı zamanda yenilenme sürecidir de… Genellikle hoş sürprizlerle doludur….YOLCULUK; ZAHİREN, BEDENİN EVİNDEN UZAKLAŞMASI GİBİ GÖRÜNSE DE, BATINEN EVE DÖNÜŞTÜR…. TIPKI YAZMAK GİBİ…Yolculuk bittiğinde, mutlaka öncesine göre farklı bir insansınızdır….YOLCULUK BİR TEBDİLİ MEKANDIR…. YAZMAK DA ÖYLE….Kimi var yolcuların her biri rıdvanda yaşar.Başka bir yolcu görürsün, nice hicranda yaşar.Kim ki özgürlüğünün kadrini bilmez bir ömür,Hürriyyete hasret çekerek, ben gibi zindanda yaşar.Evet Dostlar !...Bundan sonrası için umuyor ve diliyorum ki, uzun süreli ayrılıklar olmasın artık….Dos... Devamı

28 01 2009

Yetimâne hüzünler üzerine

Yetimâne hüzünler üzerine  AlıntıAvustralya’dan okuyucumuz: “İşârâtü’l-İ’câz’da müzikle ilgili olarak, ‘Yetimane hüzünleri, nefsânî şehevatı tahrik eden sesler, haramdır’ deniyor. Burada geçen ‘yetimane hüzünler’ ne demektir? Açar mısınız?” Bu kısım Bakara Sûresi’nin yedinci âyetinin tefsiridir. Bakara Sûresi’nin yedinci âyeti meâlen şöyledir: “Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.” 1 Bediüzzaman’a göre, bu âyette anlatılmak istenen şudur: Kalp ve vicdan iman nuru ile yüksek hakikatlere mazhar olduklarında hayat, ışık ve kemâlât kaynağı iken, küfre ve inkâra sapılması durumunda karanlıklı, ıssız ve muzır bir haşarat yuvası olurlar ve hakka ve hakikate karşı kendilerini kilitlerler. Kalbe küfür girmesi durumunda kulağa ait de pek büyük bir nimet kaybedilmiş olur. Öyle ki, zarı iman nuru ile ışıklanan kulak, kâinatın her bir zerratından hal diliyle gelen zikir ve tesbih seslerini işitir ve anlar. Hatta o iman nuru sayesinde rüzgârların güzel ıslıklarını, bulutların yüksek naralarını, denizlerin dalgalarının anlamlı nağmelerini, yağmurun ince şıpırtılarını, kuşların mânâlı civcivelerini, suların derin şırıltılarını ve hakeza her cins varlıkların ulvî tesbihatını ve yüksek zikirlerini işitir ve anlar. Kâinat adeta bir mûsikî dairesi gibi olur. Türlü türlü avazlarla, çeşit çeşit terennümatla kalplere Rabbanî heyecanla dolu yüksek aşkları vermek suretiyle kalpleri ve ruhları nuranî âlemlere götürür, yüksek zevkl... Devamı

26 01 2009

La / Sonsuzluk Hecesi

BANA BİR İSİM VER, VARLIĞIM OLSUNÖyle bir çığlıkla attı ki kendini Âdem uykusundan, gerçekte çığlık atıp atmadığını bile bilmedi. Ama iki uyku arasında rüyasının bölündüğü gün gibi gerçekti. Ve başına bir şey gelmiş gibiydi.O zamansızlık zamanında, cennet ırmağının kıyısında Âdem onunla göz göze geldi. Kuşları, tüyleri ürkütmekten korkarcasına elini uzattı yavaşça. Parmaklarının ucundan dökülen yaseminleri gösterdi. İçine dolan ses ve ışığa, sevince sarmaşığa, usulca, sen kimsin, dedi. Bildiğini bir kez daha bilmek, kelimesini bir de ondan duymak istedi.Ben kadınım, dedi Havva, ama bu benim sıfatım. Adımı henüz bilmiyorum.Sonra döndü Âdem'e,aklına bir şey gelmişti.Sesi, bengisular gibiydi.Bana, dedi, bir isim ver,varlığım olsun.Durdu, aklından yeni bir şey geçti. Bana, dedi, sen isim ver, varlığım senin olsun.Bana öyle bir isim ver ki senin adının yanında dursun.Seni anan beni de ansın. Seni hatırlayan beni hatırlamadan olmasın.Bir "ile" koy aramıza bizibirbirimize bağlasın. Devamı