24 06 2009

Yaz Tatili

Çocuklarda bir sevinçtir aldı başını gidiyor...Bende ise buruk bir heyecan...Kuzenime gidince ev neşe yerine dönsede benim gözüm hep o boş kalan koltukta takılı kalıyor...Rabbim mekanını cennet eylesin ...(amin)...Ölümün yaşı yokta bizim yaş ilerledikçe sevdiklerimizi birer birer kaybetmek daha çok iç acıtıyor...Helede siz gurbettesiniz diye söylenemeyen haberleri toptan duymak daha zor...  Devamı

24 06 2009

Üç Aylarınız Mubarek olsun!

3 Aylara kavuştuk .. Kavuşturana şükürler olsun .. ÜÇ AYLAR İslam'ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları. Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder. Kamerî sene, şemsî seneden on bir gün daha kısadır. Ayrıca kamerî ayların diğer bir özelliği şemsî aylarda olduğu gibi senenin aynı mevsimine değil, değişik mevsimlerine tesadüf etmesidir. Mesela, kamerî bir ay olan Ramazan ayı, senenin mevsimlerini dolaşır. Hicrî ve kamerî aylar arasında küçük önem taşıyan ve "üç aylar" diye adlandırılan Receb, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylar olarak kabul edilirler. Bu ayların Müslümanlarca önemli ölçüde değer kazanmasının sebepleri arasında Hz. Peygamber (s.a.s)'in bu aylar hakkında verdiği haberler gösterilebilir. Rasûlüllah (s.a.s) bir hadis-i şerifinde; "Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır" buyurmuştur. Ayrıca Peygamber Efendimiz, Receb ayı girince, " Âllahım! Receb ve Şabanı bize mübarek kıl! Bizi Ramazana ulaştır" diye dua ederdi. Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır. Regaib gecesi, Recep ayının ilk cuma gecesine, Mirac gecesi, Recep ayının yirmi yedinci gecesine, Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesine, Kadir gecesi ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlar. Hz. Peygamber (s.a.s) Şaban ayında çok oruç tutardı. Hz. Aişe, Rasûlüllah (s.a.s)'ın bu aydaki orucu hakkında şöyle der: "Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim" (Tecrid-i Sarıh, VI, 295). Ramazan ay... Devamı

24 06 2009

Üç Aylarda Okunacak Dualar

Receb-i şerîfte okunacak duâ:Bi’smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîmAllâhümme bârik lenâ fî recebe ve şa’bân ve belliğnâ ramazân vahtim lenâ bi’l-îmân ve yessir lenâ bi’l- kur’ân.(Bu duânın, sayı tahdidi olmamakla beraber, Receb-i şerif boyunca günde 100 defa okunmasında fazîlet vardır.)Receb-i şerîf duâları:İlk on (10) gün: “Sübhâna’llâhi’l- hayyil- kayyûm” İkinci on (10) gün: “Sübhâna’llâhi’l- ehadi’s- samed” Son on (10) gün: “Sübhâna’llâhi’l- gafûri’r- rahîm”Şa‘bân-ı şerîfte okunacak duâ: Allâhümme bârik lenâ fî şa’bân ve belliğnâ ramazân vahtim lenâ bi’l-îmân ve yessir lenâ bi’l- kur’ân.(Bu duânın, sayı tahdidi olmamakla beraber, Şa’bân-ı şerîf boyunca günde 100 defa okunmasında fazîlet vardır.)Şa‘ban-ı şerîf duâları:İlk on (10) gün: “ Yâ latîfü celle şânühü” İkinci on (10) gün: “Yâ rezzâku celle şânühü” Son on (10) gün: “Yâ azîzü celle şânühü”Ramazân-ı şerîfte okunacak duâlar:İlk on (10) gün: “ Yâ erhame’r- râhimîn” İkinci on (10) gün: “ Yâ gaffârü’z- zünûb” Son on (10) gün: “Yâ atîka’r- rikâb”1. Îkâz: Bu duâlar günde en az yüz (100) defa okunma­lıdır.2. Îkâz: Ramazân-ı şerîfin herhangi bir gecesi Fetih... Devamı

22 06 2009

Sen Ve Son

 Unutmak ne dipsiz bir şeydir ki,unutanlara unuttuklarını bile unuttururUnutulmak ne acı şeydir ki,unutulanın unutuluşuna ağlayışını kimse hatırlamaz‘Nisyan’dan unutuluştan çıkarıldık her birimizYüzümüz gün yüzüne değeli,tenimiz güneşe erişeli beri unutulmaktan alındık,unutmaktan sakındıkHatırı sayılır oldukNe var ki, unutmak yaşamak kadar elimizin altındave unutulmak ölüm kadar yanı başımızdaÖlüm bizi geldiğimiz yere, ‘nisyan’a götürüyor tekrarÖlüm unutuşlara gömüyor yüzümüzü;tenimizi tanıdıklarımıza yabancı kılıyorYaşarken ölümü anmıyoruz o yüzdenYaşarken ölümle aramıza sahte uzaklıklar koyuyoruzUnutulmak korkusu bu…Galiba en çok unutulacağımızı unutuyoruzVe herkesin unuttuğu anlarda,hatırlanmaya değer olmadığımız zamanlardahatırımızı tek sayanın Yaratıcımız olduğunu unutuyoruzSen ki hiç unutmadın ve hiç unutmazsın bizi,bize senin zikrini unutturma RabbimHatırla ki toprak ayağının altından çekiliyorEllerin son defa dokunuyor güle ve güneGözlerinin rengi son kareyi alıyor ışıktanve karanlığa hazırlanıyorsunGöz kapaklarının kapanışı seni bir dağın ardına götürecekUnutmaya ve unutulmaya hazırlanıyorsunVarlığın incecik dudaklarda kuru bir söze dönüşecekO dudaklardan insan sıcağını tadamayacaksın meselaHatıran bir taştan ve bir hüzün renkli topraktan ibaret kalacakKahkahalar seni yalnız bırakacakMutluluklar seni hesaba katmadan tamam olacakSana arkalarını döneceklerDönüp yüzüne bakmayacaklarSenin kokun uzakları kokusu olacakTenin toprağın soğuğunu tadacakVe gelecek ÖLÜM;Gözleri gözlerin olacakHatırla kiyarınki gün seni taze bir toprak yığınının altında bulacakBir günsaatinin akrebi senin uzanamadığın zamanlara doğru dönecekSen olmayacaksın…Ko... Devamı

06 06 2009

Gönül Bahçesi

 Her zaman yapıcı olun. Dedikodudan, fitneden, kötü zandan kaçının, kusur aramaktan sakının. Kusur zannettiğiniz olaya akıl ermez. Allah dostları, Hızır Aleyhisselâm gibi arkadaşlık eder. Bazen Hızır gibi davranır, davranışlarına akıl ermez. Sebepsiz yere bir gemiyi batırır, zalim dersin. Hazreti Musa Hızır’la gezmeye bir gün bile dayanamıyor. Bu yüzden sen bir an önce olgunlaşmaya bak. Neden, niçin, nasıl oluyor diye kurcalama.    Şems, Mevlâna ile tanışıp bir müddet onunla yaşadıktan sonra dedikodudan, fitneden bunalıp Şam’a kaçmıştı. Mevlâna çok üzüldü ve O’na dönmesi için hasret dolu mektuplar yazmaya başladı. Sonunda Şems O’na şöyle cevap verdi: “Biz sana güzel yüzümüzü gösterdiğimiz için bu kadar hasretle çağırıyorsun. Bir de bizim çirkin yüzümüz var ki görsen katlanamazsın. Bu sefer gelirsem sana onu gösteririm.” Buna rağmen Mevlâna yine ısrarla çağırmaya devam etti ve Şems Konya’ya geri döndü. Mevlâna, Şems’in çirkin yüzünde manaların en derinine daldı ve birbirinden güzel eserler verdi. Onun için Mevlâna da yazdığı eserler hakkında diyor ki: “Bizim eserimizin sözlerine takılanlar dinden imandan uzaklaşır, manasına erenler ise Hakk’a, hakikate kavuşur, mest olur.”    Bu nedenle, Hak dostlarıyla yakın olanlar, onlarla dostluk yapanlar, onların yanlış gibi görünen sözlerine ve hareketlerine, yani çirkin yüzlerine takılıp maneviyattan uzaklaşmamalıdır. Aksine, o yanlış görünen davranışlarında çeşitli manalar görüp, ne gibi hikmetler gizli olduğunu araştırmalıdır. Onlar size yanlış davranarak, sizi daha büyük yanlışlar yapmaktan kurtarırlar. Yani kader... Devamı

27 04 2009

Yok Başka Yakınlık!

” Neye yaklaşsam sonu kırgınlık ve yalnızlık;Anla ki yok Allah’tan başkasıyla yakınlık…!” Necip fazıl Devamı

11 04 2009

Yaş 31...Ömrümüz Bir Su Giçiyor Yıllar...

 Ömür Takvimimden Bir Yıl Daha DüşerkenVakit Artık SonBAHAR dır...BAHAR... Devamı

04 04 2009

Uzaklaştığımız Yakınlarımız

UZAKLAŞTIRDIĞIMIZ YAKINLARIMIZRahmete merhamet etmekle erişiliyor. Kendimizden başlayarak herkese, herşeye merhamet etmekle... Köprüleri yıkmak yerine insandan insana nice sağlam köprüler kurmakla.... Sıla-i rahim ile, komşu hakkı gözetmekle... Bir zamanlar evlerimiz vardı, birbirinin güneşine engel olmayan. Yollarımız vardı selamla adımlanan. Adımlarımız vardı, toprağı incitmekten korkan. Neden son günlere yakın, su kıtlaşır? Su savaşları başlayacaktır! Su rahmettir. Rahmete merhametle vasıl olunur. Merhametimiz kayboluyor gitgide. Komşumuza, akrabamıza, ailemize, kendimize... Merhametin nerede, merhametimiz nerede? Komşularımız, akrabalarımız, evimiz, güneşimiz, suyumuz nerelerde? Kimler Komşu Hakkını Ödeyebilir?Efendimiz s.a.v. buyuruyorlar: “Komşu hakkının nelerden ibaret olduğunu bilir misiniz? Yardım dilerse yardımına koşmak, ödünç isterse vermek, muhtaç olursa ihtiyacını gidermek, hastalanırsa geçmiş olsuna gitmek, ölürse cenazesinde bulunmak, sevinçli günlerinde göz aydınlığına gitmek ve felaketli günlerinde taziyesine koşmaktır. Müsadesini almadan havasını ve güneşini kesecek şekilde evini onun evinden daha yüksek yapma! Komşuna eziyet etme! Satın aldığın meyveden ona da ver, veremeyeceksen gösterme. Çocuğun onun çocuklarına karşı bu meyveleri sokak ortasında yemesin. Tencerende pişen yemeğin kokusu ile onu incitme! Komşu hakkının ne demek olduğunu biliyor musunuz? Varlığımı kudret elinde bulunduran Allah'a yemin olsun ki, komşu hakkını Allahu Tealâ'nın rahmetine mahzar olan kimseler ödeyebilir.” “O Cehennemdedir!”Rasul-i Ekrem s.a.v.'e gelerek, bir kadın için: “Falan kadın gündüzlerini oruçla, gecelerini ibadetle geçirir. Lakin komşularına eziyet eder.” dediler. Buyurdu ki: “O cehennemdedir!” Muhammed b. Abdullah r.a. bir gü... Devamı

31 03 2009

Kabir Taşım

  KABİR TAŞIM * Bir gövde borcum var toprağaVerdim borcumu.Ruhumun toprağa borcu yok benim.  Arama toprakda beni, ben başka yerdeyim.Toprağım temizdi, temiz teslim ettim borcumu.Bu kabir ruhumla gövdemin ayrılış yeri.Burada arama, burda değilim.Azapda değil, narda değilim. Sıkıntım kalmadı artık, aç ve yoksul değilim.Dünyada haksızlık, sefalet, açlık, sıkıntı, dertlerle arkadaş yaşadım.Şikayet etmedim Rabb'imden, bu nedir diyeKırklar, yediler, dörtler, üçlerle arkadaş idim.Hızır'la buluştum, konuştum, dertleştim, dünya yüzünde...Şikayet etmedim kendi halimden. Nefsinle uğraşma bu savaş değildir. Kabirde azabın esası budur.Bırak nefsini kendi  haline.  Uğraşma onunla yakışmaz sana. Gövde, nefis, ruh başka başkadır.Yekdiğerine karıştırıp çengelleme onları. Nefis dünyada kalır, gövde toprakdaRuh gider aslı olan Rab'bine Burada arama burda değilim. Azapda değil, narda değilim. Sıkıntım kalmadı, aç ve yoksul değilim. Gövdemi verdim toprağa borçlu değilim. Nefsimin de derdi dünyada kaldı. Üzme kendini, ben de senin gibiyim. Rabb'imin yanında uçar gibiyim. Dr. Münir Derman Ankara; 2.12.1989, Cumartesi(*) Bu metin Dr. Münir Derman tarafından kabir kitabesine yazılmak üzere vasiyet edilmiş olup  mezarı başındaki kitabede yer almaktadır.)... Devamı

31 03 2009

Sabah Ezanı

Devamı

31 03 2009

Tevbe ve Şeytan

Tevbe, günah işlemekten duyduğumuz pişmanlıktır. Bu pişmanlıkla o günahı bir daha yapmamaya azmederiz. Tevbe edenin bir daha günaha dönmemesi icap eder. Fakat yine günaha dönerse yeniden tevbe lazım gelir. Ne var ki aynı günahın tekrarlanması tevbenin samimiyetinde noksanlık olduğunu gösterir. Dinimiz günahkâr olanın günahlarına tevbe etmesine önem verdiği kadar, tevbeyi bozmamasına, günaha yeniden dönmemesine de o kadar önem verir.Günaha döndüren, tevbeyi bozan sebeplerin en başında şeytan gelir. Şeytanın vesvesesi ve aldatmasının tesiri altında nefs de insana günahı güzel gösterir.Dünyada hiçbir insan yoktur ki ona bir şeytan musallat olmasın. Her insana doğduğu anda bir şeytan musallat olur. O şeytan da insanı yoldan çıkarmak için uğraşır. Tek istisnası Peygamber s.a.v. Efendimiz’dir. O buyurmuştur ki: “Benim şeytanım Allah’ın kudreti ile müslüman olmuştur. Bana hayrı emretmekten başka bir şey tavsiye etmez. Beni günaha sevkedici bir vesvese vermez.” Efendimiz s.a.v.’in dışında bütün velilerin, bütün alimlerin, bütün müminlerin muhakkak bir şeytanı vardır.Şeytan, Adem Aleyhisselam yaratılmadan önce var idi, onun yaratılışını gördü. Yaratıldıktan sonra da Adem Aleyhisselam’a ve çocuklarına düşman kesildi. Kur’an-ı Kerim’de “Bir zamanlar meleklere ‘Adem’e secde edin!’ demiştik. Hemen secde ettiler, yalnız İblis hariç. O diretti.” (Taha, 116) buyuruluyor. Şeytanın secde etmemesini müfessirler şu sebeplerle açıklıyorlar: Birincisi, İblis, Adem Aleyhisselam’a türlü nimetler verildiğini gördü. Allah Tealâ Adem Aleyhisselam’ı halife yaptı, onu ilimle, bilgiyle donattı. Bu yüzden İblis’in kıskançlığı galeyana geldi.... Devamı

28 03 2009

İmam-ı Azam''ın Tesbih Duası

Sübhanel ebediyyil ebed.Sübhanel Vahidil Ahad.Sübhanel ferdis samed.Sübhane rafiıssemai bigayri amed.Sübhane men besatal arda ala main cemed.Sübhane men halakal halka ve ahsahüm aded.Sübhane men kasemel erzaka ve lem yense ahad.Sübhanellezi lemyettehız sahibeten ve la veled.Sübhanellezi lem yelid ve lem yuled.Ve lem yekun lehu küfüven Ahad.Sübhane men yerani.ve yesmeu kelami.ve yarifu mekani ve yerzükuni.ve la yensani.Sübhane Rabbike Rabbil izzeti amma yasifun.Ve selamün alel mürselin.Velhamdülillahi Rabbil alemin.Anlami:Ebed ve ebedî olan Allah'ı tesbih ederim.Bir ve tek olan Allah'ı tesbih ederim. Tek ve herşey kendisine muhtaç olan Allah'ı tesbih ederim.Semayı direksiz yükselten Allah'ı tesbih ederim. Yeryüzünü donmuş su üzerine yayan Allah'ı tesbih ederim.Mahlukatı yaratan ve onları çeşitlendiren Allah'ı tesbih ederim.Rızkı taksim eden, hiçbir canlıyı unutmayan Allah'ı tesbih ederim.Eş ve çocuk edinmeyen Allah'ı tesbih ederim.Doğurmamış, doğrulmamış ve hiçbir şey de kendisine denk olmayan Allah'ı tesbih ederim. Beni gören, yerimi bilen, beni rızıklandıran ve beni unutmayan Allah'ı tesbih ederim.Erişilemez (Aziz) olan Rabb, vasıflandırıldığı şeylerden yücedir.. Ve selam bütün Resullerin (Aleyhumusselam) üzerine olsun.. Ve Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun..... Devamı

27 03 2009

Hayırlı Ömürler Meleğim

Tam yedi yıl önce keşisti yollarımız ben sana ana sense bana hayat öğretmeni oldun...İnşaAllah bir gün kendi başına ayakta kalabilecek konuma gelirsin gelemesende ben var olduğum müdetçe senin ayakların olacağım... Hayırlı ömürler sevgi kelebeğim ,seni çok seviyorum iyiki varsın...Yum usulca gözleriniUzat üşümüş elleriniSakla o masum yüreğiniZaman gibi sessiz uyuBu dünya dipsiz bir kuyuPamuktan kalbin solmadanHayat yüzüne vurmadanUyu..yavrum uyuBu dünya dipsiz bir kuyuUyu.. melek yüzlüm uyuBu dünya dipsiz bir kuyu... Devamı

16 03 2009

Dr. Senai Demirci Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Rehabilitasyon: 0216 466 4040Dr. Senai Demirci Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, öncelikli olarak zihinsel ve fiziksel engelli çocuklar için, ayrıca tüm psikolojik danışmanlık konuları için çalışmaya devam ediyor. Ümraniye, Üsküdar, Çekmeköy, Sancaktepe, Sultanbeyli, Kayışdağı, Ataşehir bölgelerindeki özürlü velilerini yönlendirmenizi bekliyoruz.http://www.senaidemirci.net/yazilar.php?kategori=1&makaleid=2482Kızım için bende bu civardan olamayı çok isterdim...En azından bu civarda olanlara duruyu iletmeyi istedim...Rabbim evladlarımızın da bizlerinde yar ve yardımcısı olsun ...Selametle... Devamı

16 03 2009

Kaybolan Sevgiler Şimdi Neredeler?

Kaybolan Sevgiler Şimdi Neredeler?BUGÜN bir başkayım, ağlamaklıyım. Coştun yine deli gönlüm, göz yaşım gibi çağlar mısın. Unuttuğumuz o kadar çok şey var ki, biri çıksa da hatırlatsa bunları tek tek. Ağlamak gibi, sevmek gibi, dostluk gibi, vefâ gibi. Hele vefâ, eski İstanbul’da belki de bir semtin adı şimdilerde. Yıllardır aradığım, bir türlü ulaşamadığım ilkokul öğretmenimi buldum nihayet. Kader karşıma çıkardı bir gün. Hayattalar, sıhhat ve afiyetteler. Sevgili anneciğiyle beraber yaşıyorlar. Kimi kimsecikleri yok, bir başınalar. Birbirlerine karşı hiç tükenmeyen sevgileri var. Sevgileri dostlar başına. Hiç de yalnız değiller. Allah’la beraberler. Severdim öğretmenimi. Çocukluk duyguları işte, ayıp olur mu söylesem acaba? Çocukça, safça bir sevgi miydi bu? Yoksa platonik mi desem. Ama üzerinden kırk sene geçmiş. Şimdi, bu sabah vakti arayıp da kendisine onu ne kadar çok sevdiğimi ve hâlâ yüreğimde adını yıllardır unutmayıp hep andığımı söylemek istiyorum. Söyleyemeyip de saklamanın ne manası var? Bir kırk sene daha beklemeye zaman var mı? Bu sabah bir cesaret, bir kuvvet var içimde, Rabbime şükrediyorum. Yüreğimde resmini gördüğüm tüm dostlarıma, gönülden sevdiklerime, tek tek ulaşıp sevgilerimi söylemek istedim. Ve söyledim de. Oh, hayat varmış. Söyleyememek de ayrı bir azapmış. Kalbimin tam ortasında günlerdir nasıl bir ağrıydı ki bu, atsan atılmaz, satsan satılmaz. Gölge değil ki sessiz sedasız ardından gelsin. İçime oturmuş, ağır mı ağır çıkmıyor bir türlü. Perişan etti bu duygu beni. Bu derdi içimden atmanın sırrını, sevgili Peygamberimin bir tavsiyesinde buldum. Hani bir gün ki sahabeden biri gelip; “Yâ Resulallah ben filân kişiyi çok ... Devamı