13 04 2007

YÜREK YANMADIÇA GÖZ YAŞARMAZ...

                   Devamı

11 04 2007

İMAN EN BÜYÜK SERMAYEDİR

İMAN EN BÜYÜK SERMAYEDİR İman öyle bir nurdur ki, kalbe atıldığı zaman içindeki bütün küfrü ve şirk kirlerini tertemiz eder. O öyle bir ilâhî şuurdur ki, ondan kalbinde zerre kadar bulunduran kimse, dünyadan imanla gider ve sonuçta Cennet'e girer. Bu iman, Allah'ın vergisidir, kalbin amelidir, ruhun Yüce Rabbine karşı "kâlû belâ"dan başrayan gizli bir sevgisidir. Onun azı da çoktur ve değerinin dünyada karşılığı yoktur. Çünkü, Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, imanın değerini şöyle açıklamıştır: "Aziz ve Celil olan Allah, âhirette azabı en hafif olan kâfire: "Dünya ve içindeki bütün şeyler senin olsaydı, bu azaptan kurtulmak için onu fidye verir miydin?" diye sorar o da: "Evet, verirdim!" der. O zaman Allahu Teâlâ: "Sen daha Âdem'in sulbünde iken senden bundan daha kolay bir şey istedim; bana hiçbir şeyi ortak koşma seni ateşe sokmayayım dedim, sen bundan kaçındın, şirke girdin." karşılığını verir." (Buhârî, Rikak, 51; Müslim, Sıfatu'l-Kıyâme, 51.) Evet imanın bir zerresi, dünyanın bütün hazinelerinden daha kıymetli ve daha hayırlıdır. Çünkü, ayetin belirttiği gibi önümüzdeki ebedî âlemde azaptan kurtuluş için bütün dünya fidye verilse kabul edilmez iken;(Mearic 11-15) kalbinde zerre kadar imanı olan kimse için Allahu Teâlâ, meleklerine: "Onu Cehennem'den çıkarın!" emrini verecektir.( ilgili hadisler için bkz: Buhârî, iman, 34; Müslim, iman, 325; Tirmizî, Sıfatu Cehennem, 9. Mâna, Tirmizî rivayetine göredir.) Allahım bu ne büyük bir sermayedir. Allah sevgisi ne güzel bir saadettir. Rahmet Peygamberi Hz.Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin saadetli ağzından dökülen şu müjdelere bakınız: "Kim, kalbinden hâlis bir şekilde, Allah'tan başka ilah olmadığına şehâdet eder ve bu şehâdet üzere ölürse Cennet'e girer." (Ahmed, Müsned, V, 236, ibnu Hıbban, Sahih, No:200; Tabarânî, el-Kebîr, XX, 41. (No:62, 63); Heysemî, Mevâridü'z-Zamân, l, No:4-7.) "Kim, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğu... Devamı

08 04 2007

Sofilerin Güzel Ahlakları...

CÜNEYDİ BAĞDADİ (k.s.) buyuruyorlar ki; SOFİ toprak gibidir, her fena şey ona atılabilir; fakat ondan sadece güzel şeyler çıkar. O yeryüzü gibidir; üzerinde iyi de kötü de yaşar. O her şeyi gölgeleyen bulut, yeryüzünü sulayan yağmur gibidir. Yani SOFİ, tahammülde toprak gibi olmalıdır. Basılacak, çiğnenecek, ezilecek, kirletilecek; O yine yeşillik verecek, çiçek açacak, ağaçlarla gölge yapacak, meyve verecek, üstünde gezinenlere bin bir nimet gark edecek, kendisine yapılacak fenalıklardan şikâyet etmeyecek; yani kötülüğe iyilikle karşılık verecektir. Devamı

08 04 2007

ZİKRİN HASSALARI

ZİKRİN HASSALARI Muhyiddin Arabi hazretleri (k.s) mükevvenatta her bir şeyin ALLAH’ı zikrettiğini,zikir itibariyle yaratılmışların dört mertebede olduğunu bildirmiştir: 1-Camid olan yani cansız yaratıklar,taşlar,madenler,sular gibi. 2-Nebetat,bitkiler,çiçekler,ağaçlar 3-Hayvanlar 4-İnsan ve cinler. Bu dört gruptan ALLAH’ı en çok zikreden cansız varlıklardır.Başka bir meşguliyetle mükellef olmadıklarından bütün hayatları zikrin içinde geçer.Nebatatta ise nefis ve akıl yoktur ama fıtrat-ı ilahi vardır.Ne için yaratılmışlarsa o emri ifa ederler.Şeftali ağacı,şeftali vermeye çalışır.Buğday,çim olur,başak salar,buğday olur.Bunlar emr-i ilahiyi yerine getirmek için fıtratlarındaki vazifeyi görürken , o iş dolayısıyla zikirleri bir derece az olur.Fıtratı gereği ALLAH’ın emriyle çiçeklenirken kendi işine dikkat eder.’’Şimdi çiçek açacağım.Şimdi koku katacağım; meyve vereceğim,yeşil oldum,güneş etkisiyle pembe olacağım,lezzet katacağım….’’diye zikirden noksan kalır. Üçüncü grup olan hayvanatın ise nefisleri ve akılları vardır.Yaşamak,tüylenmek,çoğalmak,yemek yemek,su içmek,kavga etmek gibi sıfatlar hayvanlarda bulunduğundan, bunların zikri nebatattan çok azdır.Buradan,insanla cinin nasıl olacağını anlayabiliriz.Akılları,şehvetleri,gazapları,menfaatleri tamdır.Dünya menfaatinin celbi için en yakın akrabasına darılıp, yakınlarına sövebilir.Böyleleri ehl-i dünyadır.Ehl-i Ukba ise,ahiret menfaati için dünyayı celbetmek maksadıyla mücadele etmez,sövüşmez,muhabbet eder.İnsanoğlu,ehl-i dünya olduğundan nefsaniyet arzusu,şehvet ve şöhret saikasıyla,muhakkak ALLAHın zikrinden gafil olur. Bir kimse ,birini öldürmek için peşine düştü.Öldürülmek istenen zat,o kadar çok ALLAH’ı zikreden bir zakirdi ki,öbürü onu öldürmeye muktedir olamadı.Öldürülmek istenen, Cuma namazından çıktı ve bir dünya münasebetiyle kısa bir süre zikirden gafil oldu.Öldürecek olan,o fırsatta onu öldürdü.Eserin yazarı buyuruyor ki; hayvanların avcılara yem olması... Devamı

06 04 2007

ALİMLERİN FERASETİ

Bedi'üz-Zaman Said-u Nursi hz.mürşid-i kamili izah ederken,diyor ki:'İşte ,mürşidin ruhu ve kalbi aynadır.Cenab-ı Hak'tan gelen feyze makes olur...Aynayı elime alır tutarsam ,güneşin ışığını yansıtır...Ama aynanın kendisinden güneş çıkmaz.Var olan güneşi yansıtır.Ama aynada cilalı olduğu için yansıtır.Koluma tutsam yansıtmaz.Demek Arif-i Billah ayna gibidir.Allah'ın feyzi haşa güneş gibidir.Sen ,ben karanlık odadaki güneş gibiyiz.Şu halde mürşidin kalbi ve ruhu bir aynadır.Cenab-ı Hak'tan gelen ilahi feyze makes olur... mürüdine aksetmesine vesile olur.Yani mürşid-i kamil feyzi icad etmez,feyzi aksettirir.Feyiz,Allah'ın feyzidir.Yüzbin evliya gelse ALLAH'IN feyzinden bir fincan icad edemez.Ama Allah'ın feyzini,ruhaniyetinin kemalatı,sıddıkiyet makamındaki selabeti ve ALLAH katında ki seceati,sehvetinde ki iffeti,kalbindeki selimin nuraniyeti ile ümmeti Muhammed e şua gibi dağıtır...O nun için Evliya-i İzam'ın çok kelam etmesine lüzüm yoktur...Aynada röntgende kelam yok tur,fiil vardır...Karanlık odaya seni sokarlar.Filmini alacağız diye seni masaya yatırırlar.Düğmeye basarlar.Birazdan karanlık bir kağıdın üzerinde,cesedindede geçen şualarla böbreğindeki taş çıkar... Arifler röntgen çekenler misalidir...Işınlarıyla kalbindeki,nefsindeki v.s batıni kuvettlerindeki hastalığı çıkarıp tedavisini verirler...İşte bakınız,ariflerin feraseti böyledir... Tasavvufta böyledir... MEHMET ILDIRAR Devamı

06 04 2008

Menzil'e Guller Yağıyor

Didem gibi güzeldir yar Koşar yolunda aşıklar, Bülbüllere müjdeler var Menzile güller yagıyor... Gül yagıyor Gül yagıyor Yagıyor Menzil'e güller yagıyor Yaralı gönüle derman yagıyor Güller yagıyor... Yagıyor burmalı Güller yagıyor Gavsa aşık Sofilerin üstüne Gül yagıyor Gül yagıyor... Okudugunla ezanlar, Üç pareden Güller yagar Yanar gözler yaşlar dolar Çifte yare Güller yagar... Safa dizilir Aşıklar, Gönüllere güneş dogar Meleklerin elinde Gül var Gavs-ı Saniye Gül yagar... Orda gündüz huzur kokar Gecelerinde NUR kokar Sofiler duayla coşar Avuçlara Güller yagar... Gul dıvaşe Gul dıvaşe Dıvaşe Li Menzıl'e Gul dıvaşe Dıvaşe le ser brina dilimın gul dıvaşe Dıvaşe Li Menzile Gul dıvaşe Lı ser sofiya aşık-ı Gavsı mın Gul dıvaşe Gul dıvaşe Gavsı Saniye Gul dıvaşe... MUSTAFA BÜYÜKARSLAN Devamı

06 04 2007

Ahhh Menzil

Ah menzil menzil... tövbelerin ten olup.. gökyüzüne pişmanlık olarak ulaştığı belde... orda akan gözyaşında.. bende... bende bir damla olabilsem.. seydam... seni makamında... dünya göazü ile birdaha görsem... sabah ezanı diye.. teheccüde şaşkın bakışlarla gönülden huşu dolu kalkanlardan... mahmur gözlerle... soguk sularında resul kokusu duyanlardan... alnı secdeye.. hak için koyanlardan olabilsem... ahh menzil... seydamın gelişini... gelişindeki heybetini... sofilere himmetini... o gül tebessümünü... şu fani gözlerle... birkez daha... bir kez daha doya doya görebilsem... uzunca tekbirinde... uzansam medineye... geldim ya resulallah diye... sultanımın tebiridir hediyem.... pak neslindendir diye.... kıyamda.. gavs ardında övünmek var.. hakka rüku ederken... gavsla hak demek var.. secdede... gerçek allah demek var.. ahh menzil... gelipte bu hülyaları gerçek etmek var... sende can menzil... sende... hep sende kalmak var... duam odur... orda ... markat önünde.... edepte ölmek var.... ahh menzil... menzil ahh... şuan sende... sende olmak var... bu duaya sende amin demek var.... Devamı

06 04 2007

MENZİL

ne demek 'adıyaman -menzil köyü..? ' derin bir âh demek.. ama şu an en çok özlemek demek.. damla damla damlaması demek aşk'ın içine,nasibince... aynalar iki türlüdür bakmasını bilenlere; nasibi olmayan bakar bakar da güzelse aynada gördüğü 'ne kadar güzeldir bendekiler,belki benden güzeli yoktur! 'der.. yahut çirkinse gördükleri; 'bu çirkin şey de kimdir,elbette benden değil..' diyecektir..ve türlü boyalarla başlayacaktır kendi güzelliğini sözde inşaa etmeye! ! oysa bilmez ki nasipsizliğince,Allahın boyasından güzel boya yoktur.. nasibi olanlar ise aynaya bakar ve şöyle der; ' ya Rabbi bu gördüğüm şey senindir ve seninse bu şey,her ne olursa olsun mutlak güzeldir..' ---- güzeli çirkinden ayırmadan önce Rabbin mihenk taşına vurun kalbinizi.. o zaman arayan gözler görür ilmin marifetullah olduğunu,aşkın muhabbetullah olduğunu,şeyh'in mürşidin sadece dost ve öğretmen olduğunu..o zaman bairet sahibi kalpler düşünür ve anlar asıl putların kalplerde olduğunu,cüzdanlarda olduğunu,makam ve mevkilerde olduğunu.. efendiler, niyet etmeyen göremez.. eşyanın hakikatini görmek için önce 'niyet ettim Allah rızası için anlamaya', diyeceksiniz..sonra anlayacaksınız.. ------ ------ Allahın selamı üzerinize olsun... alıntı Devamı

06 04 2007

Naksibendi beyazdir,leke kabul etmez.

Ne is yaparsaniz yapin niyetinizde Allah (c.c)rizasi olsun. Kalbinizde Allah'in (c.c)rizasini yerlestirin,yaptiginiz her isde bu olsun. Sizleri tenkit edenlerin ellerini öpün,onları anlamaya calisin. Size gelenlerin anlattiklarina karsi tarafi dinlemeden hüküm vermeyin.Dinleyin,kizmayin,üstünlük taslamayin.Her iki tarafı dinleyin öyle karar verin.Sabirli mantikli olun.Hepberaber istisare yaparak karar verin..Yaptiginizi Allah (c.c)rizasi icin ,sevdiginiz zatin hatiri icin yapin.Naksibendi beyazdir,leke kabul etmez. (Gavs-i Sani Hz.)1998 AFYON Devamı