03 12 2011

Tasavvufi Hayat Nasıl Başladı 1

Muhteremler!

Herşeyi yoktan vareden Cenab-ı Hak'tır. Evliya, ahlakıyla, kemalatıyla peygamberin ahlakına varis olduğu için, Allahu Teâla'ya dua etseler duaları kabul edilir. Bu yüzden biz, kendimizi ıslah etmedikçe evliya bize bir şey yapamaz. Yüzümüzü Hakk'a döndürmedikce musibetler üzerimizden gitmez. işte evliya, takatimiz yetmediği hallerde bizim elimizden tutar, yol gösterir, şifa bahçelerinde gezdirir, arifler meclisinde gönüller coşturur, şifalarla buluşturur.

Mevlana Celaleddin-i Rûmî Hazretleri anlatıyor: "Akıllı bir zat ata binmiş gidiyordu. Yol üzerinde uyumakta olan bir adam gördü. Bu adamın ağzına doğru küçük bir yılanın girmek üzere olduğunu gördü. Yılanı ürkütüp kaçırayım diye atını sürdü. Ama yetişemedi ve yılan adamın ağzından içeriye girdi.  Atlı, yapılacak tek işin adama hiçbir şey söylemeden yılanı çıkarmak olduğunu düşündü. Hemen atını ileriye sürdü. Uyumakta olan adama kamçısıyla öyle bir vurdu ki, adamcağız uyanır uyanmaz ne olduğunu anlayamadan kaçmağa başladı. Elma ağacının altına doğru koşmaya başladı. Atlı ha bire vuruyordu. Ağacın altında dökülmüş taze ve çürük elmalar vardı. Atlı bu adama:

- Çürük elmalardan ye, dedi. Adam korkuya kapılmış, dehşete düşmüştü. O kadar çok çürük elma yedi ki, çıkaracak gibi oldu. Bu arada söylenmeye başladı:

- Emirim! Ben sana ne yaptım ki bana kahredersin? Şurada ne güzel uyuyordum, şiddetli kırbaçları ve çürük elmaları yemem bana reva mı?!.. Benim sana bir düşmanlığım varsa öldür kurtulayım, bu kadar zulüm olmaz ki... Daha sözlerini bitirmemişti ki, kamçı şiddetle inmeye başladı. Derken adam, yeniden koşmaya ve elmaları yemeye başladı. Atlı, adamın peşini bırakmadı, gece vaktine kadar onu koşturdu. Sonunda adamcağız yorgun düştü. Midesi çalkalana çalkalana yediği elmalar adeta şurup haline geldi ve kustu. Kapkara yılan da hortum gibi midesinden çıkıverdi. Adam hayretle bir yılana, bir de süvariye bakakaldı. Yılanın kendinden çıktığını görünce, atlının ayaklarına kapandı. O anda yediği kırbaçların acısını unutmuştu. Koşturmacanın yorgunluğu da gitmişti. Önceden, 'Seni gördüğüm saat ne kadar uğursuz bir vakitmiş. Senin yüzünü görmeyen kimseye ne mutlu!' diye düşünürken, şimdi şöyle diyordu: - Sen Allahu Tealâ'nın velisi misin ki, Hızır (A.S) gibi imdadıma yetiştin. Ben uyurken yılanın ağzıma girdiğini nereden anladın? Onu çıkarmanın usulünü nereden öğrendin? Seni gördüğüm şu an, hayatımın en güzel vakti, ne mutlu banal.."  ...Böylece adam, bu atlı kişi ile ilk karşılaştığında pişman olmuştu ama sonuçtan memnun kaldı. Mevlana Hazretleri (k.s.) bunları anlattıktan sonra şöyle diyor: "Eşek, eşekliğinden kaçar. Sahibi ise, kurt-kuş yemesin diye merhametinden onu yakalamak için ardından koşar." Kardeşlerim! • Hastalık artınca doktor, 'bu hastayı acilen ameliyata alın' diyebilir ve müdaheleyi en uygun vaziyet olarak görebilir. Bu durumda doktorun zalim biri olduğunu, vücudumuzu biçip doğradığını söyleyemeyiz. Ameliyat sonunda doktor, 'Ameliyat olmasaydın ölürdün!..' dediğinde o zaman o doktora, yüzlerce bıçak darbesi helal olsun' deriz, değil mi? Ağzından yılan çıkan adamın içine pişmanlık ateşi düşmüş, onun için: - Efendim! Önceki söylediklerimi bana cahilliğim söyletti, diye özür dilemişti. Aslında bize düşen görev işte budur. Yaptığımız kötülüklerden pişman olup, Allahu Tealâ'dan özür dilemenin dindeki adı, tövbedir. Peki, istiğfar nedir? istiğfar, günahını Allahu Tealâ'ya itiraf ederek boyun bükme ve mahcubiyet içinde O'nun rahmetini, yardımını, bağışlanmasını talep etmek demektir. Bu anlamda Allah'a yaklaşmanın en güzel itirafı, Hz. Mev-lana'nın şu tatlı sözleridir: "Yarabbi! Ben asla senin azametine iddia olsun diye günah işlemedim. Estağfiruiiah, günahım nefsimin cehaleti yüzünden oldu." Bu yüzden Allah dostları şöyle diyor: 'Yaratılmışların en cahili nefistir. Şeytan ise bilgilidir. Onun için nefis, şeytandan daha tehlikeli bir düşmandır." Tahirul Mevlevi. Şerhi Meslevi, VII. 598 (B. No: 5827)Eûzü besmeleyi çekince aslında şeytan kaçar gider. Ama yetmiş kere eûzü-besmele çeksen, yetmiş defa da Ayet'el Kür-sî okusan, nefis kaçıp uzaklaşmaz. Şeytan cin taifesindendir. Damarı, siniri, gözü vardır. Gözle görülebilir. Kamçıyla vursan, vurulur. Fakat senin her organında nefsin eserleri bulunur. Yılanı yutan adam pişman olunca özür diledi. Ne dedi? Hatırlayın...

- N'olurdu bana, yılan yuttuğuma dair birşeyler söylesey-din? dedi. Ama atlı adam kendisine şunu söyledi: - Eğer ben sana, boğazına yılanın girdiğini söyleseydim, senin korkudan ödün patlardı. O anda senin bunu kaldıracak güç ve kuvvetin yoktul Onun için sana bir şey söylemedim. Bizim sabrımız ne kadar azdır. Yarın başımıza gelecekleri bugünden söyleseler, ertesi günü beklemeye tahammül edemeyiz, içimizi yer bitiririz. Onun için Allahu Tealâ, pek çok ilahi sırları bize gizlemiştir. Bu yüzden yukarıda anlatılan atlının sözleri çok önemlidir. Yine Hz. Mevlana (k.s.) Hazretleri şöyle anlatıyor: "Adamın birinin çok sevdiği bir tosunu vardı. Onu çok seviyor, gidip gelip okşuyordu. Bir gece karanlıkta ahıra tosunun yanına gitti. Ama aslanın biri, onun tosununu yemiş ve tosunun yerine yatmıştı. Ahır karanlık olduğundan aslanın yattığı belli olmuyordu. Tosunun sahibi, aslanı okşamaya başladı. Aslan içinden şöyle dedi. - Eğer hava aydınlık olsa veya elinde lamba olsaydı, görürdün sen tosunu!.. Dua et ki, karanlıkta belimi okşuyorsun.56 1< i 56 Tahırul Mevlevi, Şerhi Mesnevi, VI, 177 ¦ No: 4482)

Mevlana Hazretleri'nin anlattığı olayda da geçtiği gibi uyuyan adam, kulluğundan gafil olan insana benzer. O, hak ve hakikati bilemiyor, bir gölgelik yer bulmuş ha bire uyuyor. Yılan nefs-i emmâreyi anlatır. Atlı kişi, mürşid-i kamili tarif eder. Mürşid, ilmiyle amel eden, Allahu Tealâ'ya kulluk eden samimi bir mümindir. Yılanı nasıl çıkaracağını, nefs-i emmâreyi nasıl ıslah edeceğini mürşid bilir. Çürümüş elmalar dünya hayatında seyr-i sülük sırasındaki sıkıntıları, riyazet ve müca-hedeyi temsil eder. Kişinin nefsine boyun eğdirerek, isteklerine karşı koyması, nefsi istemeye istemeye Allahu Tealâ'ya itaat ve ibadet etmesi, çürük elma yemek ile anlatılmaktadır. O ata binmiş emir, tatlı tatlı elmaları yemek varken neden çürük elmaları yedirdi. O adamın koşması, bu uğurda yorulması ise seyr-i sülüktür. İşte, mükafatı cennet olan bu eğitimin adı tasavvuftur. Tasavvuf nefsin arındırılmasını, kalbin günahlardan temizlenmesini öğretir.

432
0
0
Yorum Yaz